1 Temmuz 2014 Salı

"Şiddetle" tavsiye edilir!

"Bir noktadan sonra vazgeçmek olanaksızdır. Erişilmesi gereken nokta da orasıdır." der Franz Kafka.
Ne kadar doğru ne kadar net. Üstelik hayatınızda deneyim ile sabitlediyseniz, bu resmi görmemeniz için gözlerinizin kör olması gerekir.

Mesele erişmeye çalıştığınız "o" noktaya giderken işlenen hatalarda ve yolun sonuna bir türlü varamayışlarda... Hatalar!?

Hata olarak adlandırdıklarım elbette deneyimleyerek ve öğrenilerek edinilecek beceriler değil... Eşek de maymun da öğreniyor bir zaman sonra...

Kastım şudur; Sabırlı olamamak, Efendinizin kurallarına uymayarak o büzüşük beyniniz ile kendinizce kestirme yollara saparak kurallara uymamak ve karşınıza çıkan sorgulamalarda "beceriksizliği" bir gerekçe olarak göstererek arkasına saklanmak. Ulaşmaya çalıştığınız  "O Efendi'lerinizin ayakları altındaki cennet" biat etmeden ulaşabileceğiniz bir nokta değil. Tembellere göre bir hayat hiç değil... Öyle ki, çabaya olan tembelliğiniz yüzünden o cennete ulaşamayıp yalandan hayatlarınızın cehenneminde cayır cayır yanarak devam edeceksiniz hayatlarınıza. Çünkü sabırsızlık ve tembellikten o cehennemden çıkmaya bile haliniz kalmayacak...

Gelişmenin sonun yok... Bizler için de geçerli elbette... Geliştiriyoruz kendimizi... Bu gelişim daha iyi nasıl can yakarım değil elbette, bunlar bizim hayatlarımızın küçük efektleri... "Turşusunu kursam daha ne kadar iştah açar" gibi... Daha fazla ne kadar verim alabilirim düşüncesidir...

Ancak sizler için gelişim aslolandır. Çünkü gelişim göstermeyen bir erkek/köle çürümeye ve tekmelenmiş kenarda atıl duran bir çöpten başka birşey değildir. Bizler gibi bencil karakterlerin hayatlarında barınabilmenin ön koşulu da budur. Öncelik sıranız her zaman sağlığınıza iyi bakmak ve hayatlarınızı sağlıklı bir biçimde muhafaza edebilmektir. Sonrası zaten Efendi'lerinizin avuçları içerisinde yer alacaktır. Sağlığınıza ve hayatınıza iyi bakmak bir Efendi'nin ne işine yarar gibi bir düşünceye girdiyseniz eğer hemen onu da açıklayalım; İşe yaramaz hale gelirseniz, işe yaramazsınız. Bu yüzden kendinize iyi bakacaksınız! Anlatabildim mi!?

Mistress'leri bu kadar çekici kılan nedir nazarınızda!?
Bu ateşin içine gözü tamamen kapalı olarak sizi kuyruğunuzdan yakalayarak çekme cesareti olabilir mi!?
Siz siz olun, bir Mistress/kadın ile aklınızca bir mücadeleye girmeye kalkmayın. Çünkü "o" girmeye kalktığınız durumun havasını çoktan koklamış olacak ve "köpeğini sağlam kazığa çoktan bağlamış olacaktır."

"O"na sığınmadan yaşadığınız her an ne kadar vasat değil mi!? Savrularak geçen bir hayat... Yeri belli olmayan kayıp bir hayat... Çok acıklısınız...

Eğitim diyoruz sürekli... Dersleriniz ödevleriniz... Aslında farkında olanlarınız yok değil; Ders "Mistress'inin kendisidir." Senin çalışman gereken ders Efendi'nin ta kendisidir. Dersi derste dikkatle izlersen sınav zamanın çok daha rahat geçecektir. Tembellik yapıp son güne bırakırsan, "Harcatılacak enerji için milyon çikolata yesen, atacağın ter için galon su içsen sonuç sıfır gelecek"... Kaçarınız yok... Akıllı olun...


BASTIĞIMIZ YERLER İKİ AYAĞIMIZIN SIZE TOPLAMINDAN ÇOK DAHA GENİŞ...
O mahalde gezinirken destursuz adım atmamanız "Şiddetle tavsiye edilir!" Yoksa "Çarpılırsınız!"

Son olarak, Almanca bilmiyorum. Ama bildiğim bir kelime var. "Sein"...
Anlamı da çok güzel... Bakalım hangi köpeğin adı olacak...

Evladiyelik kölelerimize oyun arkadaşları olmasın mı!? Tabi ki olsun...

Vegas! Kahve yap bana! Uykum geldi!









1 yorum:

  1. okumak herzamanki gibi çok heyecanlı
    teşekküler Janis hanım

    YanıtlaSil