İşte tam bu noktalarda da sizleri bu davranışlara motive eden güdüler söz konusu... Güdüleriniz ile de dürtülerinizin zaptdedilmesi problemi ise karşımızdaki tablonun fecaati...
Açalım;
( NOT: Femdom/BDSM hayatına olan motivasyonu, salt pornografi ve kontra cinsel hayatına kamuflaj olarak görenlerden ve peşine düşenlerden bahsetmiyorum elbette...
Dürtüsel olarak İtaatkar/Edilgen karakterlerden bahsediyoruz her zaman...)
HanımEfendi'sinin "Şiddet Şehvet Şefkat" üçgeninde yaşamayı arzu eden ve kendini bu şekilde "Bağlanarak, özgür kalmış, doyuma ulaşmış ve hatta boşalmış hissetme noktasına erişmek isteyen erişkin erkeklerin aslında nasıl birer hayat yaşadığı ve de nasıl karakterler olduğunu bilmek ya da anlamak hiç zor değil..."
Anlatayım; (Çoğu zaman sizi size anlatıyor ve sizi nasıl bilebildiğimi, burada kendinizi bulduğunuzu yazıya/dile getiriyorsunuz bana...)
Tecrübe evet...
Hayatımda karşılaştığım ve fiilen yaşadığım her FEMDOM ilişki içerisine aldığım karakterlerde de tecrübe ile sabitlediğim kuram "Katarsis" kuramı...
(Hani bazılarınız Efendisi tarafından kavrandığında ve yüksek doz aldığında o son nokta da bağlanmanın verdiği (Bağlanmadan kasıt sadece bondage değil elbette farkındasınız sanıyorum; Manen ve bedenen bağlanmadan/teslimiyetten bahsediyorum...) özgürlüğü, hafiflemişliği ve hatta boşalmayı hissediyor, içi boşaltılmış yükünden kurtulmuş boş bir çuval gibi yığılıyorsunuz ayaklarına... Minnetle...
Şöyle ki;
Bu noktaya ulaşanlarınız;
Halihazırda yaşadıkları hayatlarında oldukça sert duran yaşamı gereği sert durmak zorunda kalan, yönetici, hakim olduğu sosyal sorumluluklara kene gibi yapışmış hırslı, çoğu zaman saldırgan... Yani sizin deyişinizle; Dışarıdaki hayatta Master gözüken Domlar... (Pabucumun Master'larısınız tabi... : ) Neyse...) İçeride ki hayatta birer itaatkar/köle/köpek!
Katarsis (Boşalma) demektir. Duygu boşalımı... Hal böyle olunca kavramın içine girersek;
Sizlerin Efendi'lerin ellerinde birer kaya dan çamura dönüşme sebeplerinizin temelinde (Güven vb... konuların üzerinden daha önce geçmiştik bu sebeple tekrar etme gereği duymuyorum...) size, siz olma şansı verdikleri, kendinizi tabiatınızla yaşama cesareti verdikleri ve gerçek kimliğinizi sakınmayacağınız sizi muhafaza edeceğini bildiğinizden tam anlamıyla aslında "psikolojik olarak" rahatlamanıza sebep olduklarından, Efendileri'nizin eşiğindeki o saldırganlıklar da haliyle eşiğin dışarısında kalıyor... Bu duygusal boşalmadir...
Bir diğer taraftan da davranışsal boşalma söz konusudur; Bu nokta da da davranışlarınızın naifleşmesi söz konusu... Daha yumuşak hareketler ile yaşamak... (Basit bir örnekle: Ofiste kızıp bardağını masaya vuran bir adamın kahvenin köpüğünü dökmeden nezaketle ikramda bulunması kadar hoş bir görüntü var mı!? : )...) Neyse....
Sonuç olarak;
Bir - Tabiatımız gereği sert hareketleriniz "durduk yerde" bizi daha da saldırgan hale getirebilir! Ki esas duruşu olan bir itaatkarın zaten ceza/şiddetten sakınması gerekir...
İki - Eşiğinden girmek istediğiniz Efendi'nin sizi olası kabul etme durumunda size verdiği "kendin ol" sürecini akılı olup iyi değerlendirebilmesi gerekir... (Ağzınızın gevşeyip o sükuneti Efendi'nin boşluğu sanan bir gerizekalı olmamanız ve o süreçte muhtemelen izlenip/dinleniyor olduğunuzu unutmamanız gerekir)
Üç - Sizin saldırgan hallerinizi bertaraf edecek tek gerçeğin üzerinize saldıracak daha gerçek bir gücün olduğunu sakın unutmayın!
Demek ki neymiş; Deli oğlan!? Deli deliden çomağını saklarmış!
Baybay!
efendim mukemmeliyetcisiniz bunu xokda guzel anlatiyorsunuz. umarim benimde bir gun size kole olabilmek gibi buyuk nir sansim olur
YanıtlaSil