30 Mayıs 2016 Pazartesi

Dönüyor...

Ne ara bu kadar zaman geçti ve ben yazmadım… Son yazdığım tarihe bakınca ben de çok şaşırdım. Çok zaman geçmiş çok su akmış köprülerin altından… Oysa bana sorsan ben sürekli yazıyorum beynimin içinde… Düşündüğünü söylemiş zanneder insan bazen, bu da ona benziyor… Ben yazdım oysa sende okumuş olmalısın.

Bu süreçte çok şey yaşadık her birimiz. Olduğu yerde saymak zaten mümkün değil… Sen hiçbir şeye yeltenme hayat bir biçimde önüne sunuyor zaten… Bu kadar tekdüzelik yeter hadi biraz hareket et diye. Ama güzel ama çirkin…

Ben şanslılardanım seni bilemem… Hayatımın sen tarafını paylaştığım çok dingin, sade, kaliteli ve çok yüksek bir dönemden geçtim, geçiyorum. Patırtılı bir karakter olmadığım aleni… Hayatında da sadelikten sadeleşmekten ve sade yaşamaktan yana olan bir kadın olarak ilişkiyi de sade yaşamanın hazzını keşfetmiş durumdayım… Bu elbette kendine çektiğin kendine benzeyen standartlarla mümkün…

Ortak bir şeyleri paylaştığım ya da paylaşmadığım ancak el attığım veya bir şekilde bana el sallayan insanlara bakıyorum da… Teşekkür ederim Tanrım. Kalite… Her iki tarafında ortak noktası… Arayışının temeli…

Arada çürük elmalar olmadı olmuyor değil… Olur böyle deyip onlara da gülüp geçiyorum, onlar olmasa elma ile armutlar nasıl ayrılacak birbirinden… En çok da çilek ve buz gibi isabella üzümü seviyorum!

Üzerinde durmam, üzerine çıkmam gereken daha önemli meseleler var, bu sebeple şimdi elindeki tüm gereksiz oyunları, beynindeki tüm gereksiz detayları, hayatının içerisindeki arayış karmaşıklığını olduğu yere bırak, arkana yaslan…

Janis dönüyor.