6 Temmuz 2014 Pazar

Deli deliden çomağını saklarmış!

İhtiyaçlarınızın en alt ve en üst noktalarına baktığımız zaman karşımıza çıkan iki ihtiyaç türü var...  Temel gereksinimler: kendini yaşayabilme... ve Fizyolojik gereksinimler: bedensel ve duygusal meseleler...

İşte tam bu noktalarda da sizleri bu davranışlara motive eden güdüler söz konusu... Güdüleriniz ile de dürtülerinizin zaptdedilmesi problemi ise karşımızdaki tablonun fecaati...

Açalım;
( NOT: Femdom/BDSM hayatına olan motivasyonu, salt pornografi ve kontra cinsel hayatına kamuflaj olarak görenlerden ve peşine düşenlerden bahsetmiyorum elbette... 
Dürtüsel olarak İtaatkar/Edilgen karakterlerden bahsediyoruz her zaman...)

HanımEfendi'sinin "Şiddet Şehvet Şefkat" üçgeninde yaşamayı arzu eden ve kendini bu şekilde "Bağlanarak, özgür kalmış, doyuma ulaşmış ve hatta boşalmış hissetme noktasına erişmek isteyen erişkin erkeklerin aslında nasıl birer hayat yaşadığı ve de nasıl karakterler olduğunu bilmek ya da anlamak hiç zor değil..."

Anlatayım; (Çoğu zaman sizi size anlatıyor ve sizi nasıl bilebildiğimi, burada kendinizi bulduğunuzu yazıya/dile getiriyorsunuz bana...)

Tecrübe evet... 

Hayatımda karşılaştığım ve fiilen yaşadığım her FEMDOM ilişki içerisine aldığım karakterlerde de tecrübe ile sabitlediğim kuram "Katarsis" kuramı...

(Hani bazılarınız Efendisi tarafından kavrandığında ve yüksek doz aldığında o son nokta da bağlanmanın verdiği (Bağlanmadan kasıt sadece bondage değil elbette farkındasınız sanıyorum; Manen ve bedenen bağlanmadan/teslimiyetten bahsediyorum...) özgürlüğü, hafiflemişliği ve hatta boşalmayı hissediyor, içi boşaltılmış yükünden kurtulmuş boş bir çuval gibi yığılıyorsunuz ayaklarına... Minnetle... 

Şöyle ki;

Bu noktaya ulaşanlarınız;
Halihazırda yaşadıkları hayatlarında oldukça sert duran yaşamı gereği sert durmak zorunda kalan, yönetici, hakim olduğu sosyal sorumluluklara kene gibi yapışmış hırslı, çoğu zaman saldırgan...   Yani sizin deyişinizle; Dışarıdaki hayatta Master gözüken Domlar... (Pabucumun Master'larısınız tabi... : ) Neyse...) İçeride ki hayatta birer itaatkar/köle/köpek!

Katarsis (Boşalma) demektir. Duygu boşalımı... Hal böyle olunca kavramın içine girersek;

Sizlerin Efendi'lerin ellerinde birer kaya dan çamura dönüşme sebeplerinizin temelinde (Güven vb... konuların üzerinden daha önce geçmiştik bu sebeple tekrar etme gereği duymuyorum...) size, siz olma şansı verdikleri, kendinizi tabiatınızla yaşama cesareti verdikleri ve gerçek kimliğinizi sakınmayacağınız sizi muhafaza edeceğini bildiğinizden tam anlamıyla aslında "psikolojik olarak" rahatlamanıza sebep olduklarından, Efendileri'nizin eşiğindeki o saldırganlıklar da haliyle eşiğin dışarısında kalıyor... Bu duygusal boşalmadir...

Bir diğer taraftan da davranışsal boşalma söz konusudur; Bu nokta da da davranışlarınızın naifleşmesi söz konusu... Daha yumuşak hareketler ile yaşamak... (Basit bir örnekle: Ofiste kızıp bardağını masaya vuran bir adamın kahvenin köpüğünü dökmeden nezaketle ikramda bulunması kadar hoş bir görüntü var mı!? : )...) Neyse....

Sonuç olarak;

Bir - Tabiatımız gereği sert hareketleriniz "durduk yerde" bizi daha da saldırgan hale getirebilir! Ki esas duruşu olan bir itaatkarın zaten ceza/şiddetten sakınması gerekir...

İki - Eşiğinden girmek istediğiniz Efendi'nin sizi olası kabul etme durumunda size verdiği "kendin ol" sürecini akılı olup iyi değerlendirebilmesi gerekir... (Ağzınızın gevşeyip o sükuneti Efendi'nin boşluğu sanan bir gerizekalı olmamanız ve o süreçte muhtemelen izlenip/dinleniyor olduğunuzu unutmamanız gerekir)

Üç - Sizin saldırgan hallerinizi bertaraf edecek tek gerçeğin üzerinize saldıracak daha gerçek bir gücün olduğunu sakın unutmayın!

Demek ki neymiş; Deli oğlan!? Deli deliden çomağını saklarmış! 

Baybay!


1 Temmuz 2014 Salı

"Şiddetle" tavsiye edilir!

"Bir noktadan sonra vazgeçmek olanaksızdır. Erişilmesi gereken nokta da orasıdır." der Franz Kafka.
Ne kadar doğru ne kadar net. Üstelik hayatınızda deneyim ile sabitlediyseniz, bu resmi görmemeniz için gözlerinizin kör olması gerekir.

Mesele erişmeye çalıştığınız "o" noktaya giderken işlenen hatalarda ve yolun sonuna bir türlü varamayışlarda... Hatalar!?

Hata olarak adlandırdıklarım elbette deneyimleyerek ve öğrenilerek edinilecek beceriler değil... Eşek de maymun da öğreniyor bir zaman sonra...

Kastım şudur; Sabırlı olamamak, Efendinizin kurallarına uymayarak o büzüşük beyniniz ile kendinizce kestirme yollara saparak kurallara uymamak ve karşınıza çıkan sorgulamalarda "beceriksizliği" bir gerekçe olarak göstererek arkasına saklanmak. Ulaşmaya çalıştığınız  "O Efendi'lerinizin ayakları altındaki cennet" biat etmeden ulaşabileceğiniz bir nokta değil. Tembellere göre bir hayat hiç değil... Öyle ki, çabaya olan tembelliğiniz yüzünden o cennete ulaşamayıp yalandan hayatlarınızın cehenneminde cayır cayır yanarak devam edeceksiniz hayatlarınıza. Çünkü sabırsızlık ve tembellikten o cehennemden çıkmaya bile haliniz kalmayacak...

Gelişmenin sonun yok... Bizler için de geçerli elbette... Geliştiriyoruz kendimizi... Bu gelişim daha iyi nasıl can yakarım değil elbette, bunlar bizim hayatlarımızın küçük efektleri... "Turşusunu kursam daha ne kadar iştah açar" gibi... Daha fazla ne kadar verim alabilirim düşüncesidir...

Ancak sizler için gelişim aslolandır. Çünkü gelişim göstermeyen bir erkek/köle çürümeye ve tekmelenmiş kenarda atıl duran bir çöpten başka birşey değildir. Bizler gibi bencil karakterlerin hayatlarında barınabilmenin ön koşulu da budur. Öncelik sıranız her zaman sağlığınıza iyi bakmak ve hayatlarınızı sağlıklı bir biçimde muhafaza edebilmektir. Sonrası zaten Efendi'lerinizin avuçları içerisinde yer alacaktır. Sağlığınıza ve hayatınıza iyi bakmak bir Efendi'nin ne işine yarar gibi bir düşünceye girdiyseniz eğer hemen onu da açıklayalım; İşe yaramaz hale gelirseniz, işe yaramazsınız. Bu yüzden kendinize iyi bakacaksınız! Anlatabildim mi!?

Mistress'leri bu kadar çekici kılan nedir nazarınızda!?
Bu ateşin içine gözü tamamen kapalı olarak sizi kuyruğunuzdan yakalayarak çekme cesareti olabilir mi!?
Siz siz olun, bir Mistress/kadın ile aklınızca bir mücadeleye girmeye kalkmayın. Çünkü "o" girmeye kalktığınız durumun havasını çoktan koklamış olacak ve "köpeğini sağlam kazığa çoktan bağlamış olacaktır."

"O"na sığınmadan yaşadığınız her an ne kadar vasat değil mi!? Savrularak geçen bir hayat... Yeri belli olmayan kayıp bir hayat... Çok acıklısınız...

Eğitim diyoruz sürekli... Dersleriniz ödevleriniz... Aslında farkında olanlarınız yok değil; Ders "Mistress'inin kendisidir." Senin çalışman gereken ders Efendi'nin ta kendisidir. Dersi derste dikkatle izlersen sınav zamanın çok daha rahat geçecektir. Tembellik yapıp son güne bırakırsan, "Harcatılacak enerji için milyon çikolata yesen, atacağın ter için galon su içsen sonuç sıfır gelecek"... Kaçarınız yok... Akıllı olun...


BASTIĞIMIZ YERLER İKİ AYAĞIMIZIN SIZE TOPLAMINDAN ÇOK DAHA GENİŞ...
O mahalde gezinirken destursuz adım atmamanız "Şiddetle tavsiye edilir!" Yoksa "Çarpılırsınız!"

Son olarak, Almanca bilmiyorum. Ama bildiğim bir kelime var. "Sein"...
Anlamı da çok güzel... Bakalım hangi köpeğin adı olacak...

Evladiyelik kölelerimize oyun arkadaşları olmasın mı!? Tabi ki olsun...

Vegas! Kahve yap bana! Uykum geldi!