Ay ışığındaki yüzüm...
Aynadaki yüzüm...
Gecenin en karanlık anında, yorgun ve hissizleşen ruhun ile camdan içeri süzülen mavi-gri ışığın görülebilirliği ile bir aynaya yanaşıp, bir sigara yakıp dumanın arkasından baktın mı hiç kendine... Kendi gözlerinin içine bakabildin mi? Yüzleşebildin mi hiç? Hissizliğini hissedebildin mi?
Arkanda bıraktığın paramparça bir ruhu bir teni, paramparça bir geceyi bırakıp kendine çekildiğinde kendine yanaştın mı hiç? Vicdan, merhamet, duygu denen hasletlerin üzerine basıp nasıl geçtiğini ve az önce nasıl bir tanrıçaya dönüşüp kendine ibadetin ve bir kulun sadece senin bahşettiğin tapınmasıyla nasıl hayatiyetini geri kazandığını... Bir kula hayat vermenin...
Ve tüm bunlar geçerken gözlerinden dudağının sağ ucu yukarı doğru kıvrılıp başını geriye atıp gözlerini kendi gözlerinden ayırmadan kendini selamladın mı tebessümünle?
Bu yazıyı çemberin içinde hangi tarafta duran kişi olarak okuyorsun bilemem... Bir sahibe? Muhtemelen bir köle? Ne fark eder ki... Buradasın... Ne fark eder soruyorum sana kaç kez yüzleştin kendinle? Cevap ver! Cevap ver hadi!?
Her an her yerde karşına çıkan aynalarda yada herhangi bir camın yansımasında kaç kez kendine baktın gerçekten? Yeni aldığın pabuçlarını izlemek yerine yüzündeki gerginliği ürpertiyi ve aynı anda yüzünden silemediğin o şehveti kaç kez gördün kendinde? Cevap ver? Hadi!
Var olmak seçimimiz değildi elbette... Ama varlığımızı kim olarak sürdüreceğimiz iki kaburgamızın arasında hissettirdi kendini... Bastırdı... Baskındı çünkü dürtülerimiz. Herhangi biri herhangi bir şey olamadık... Neydi sorguladık... Algılarımız seçicileşti zamanla... Daha önce de söyledim. Deneme-Yanılma...
Denedik yanıldık... Onlar gibi olmayı belki... Belki limitlerimizi... Kendimizi, limitlerimizi zorladık... Senin içinde aynı şey geçerliydi öyle değil mi? Zorlamadın mı kendini? Denemedin mi dayanıklılığını... Ve dayanma sınırın zorlandıkça bundan daha büyük haz almadın mı?
Hepimiz haz peşindeyiz... Başka yapılarda da olsak... Haz... Sen benim sana bahşettiklerimle, hatta senin adına herşeyi düşünmemden haz almıyor musun yoksa? Ne yiyeceğin, ne giyeceğin, nasıl oturup kalkacağın, nasıl sağlıklı olacağın, nasıl dayanacağın, nasıl düşüneceğin... Kendini bırakmanın ve sadece hissetmenin peşinde değil misin? Acıyı yada hazzı yada cezanı yada ödülünü? Peşinde olduğun tek şey bu değil mi... Ürperdikçe titredikçe kanının hızlanışı haz vermiyor mu sana? Ürkmek nasıl da dik tutuyor seni öyle değil mi? Her an tetikte! İşte tüm bunlar ve bunların dahası belki de...
Lafta saygı duyduğun sahibe inan bana gerçekten saygıyı hak ediyor! Emin ol senin belki bir kaç saat gösterdiğin direnç ve haz için, senin düşünemediğin gibi ve zaten düşünemeyeceğin gibi, senin kapasitenin çok ötesinde düşünüyor ve bunun için efor sarf ediyor... Tabi ki saygıyı hak ediyor...
Karşıma çıkıyor çoğu zaman, başka yerlerde başka zamanlarda başka durumlarda çıkıyor karşıma... Şimdilerde Twitter'da... Prensip olarak bu tarz konuşmaları @mentionlar ile yapmıyorum. İletişim kanallarım açık daha da kolayı DM...
Yazanlara bakıyorum cevap vermeden önce... Kimdir hakkında nasıl doneler toplarım diye... Nasıl acıklı durumda çoğu... KöleX/SlaveX Nick böyle yada buna benzerden türemiş... Buraya kadar herşey yolunda... Çok geriye gitmeye gerek kalmıyor bakıyorum... Azgınlığından pimi çekilmiş bomba gibi teşhirci hesaplara saldıran "biri"... Köle sıfatını taşıma lüksü olmayan... Sonra ilk sorum geliyor yaşın kaç? 18-19...
Ah yavrum ah evladım...
Benim bana ait olan bir köle değilse hiç kimse o muameleyi hak etmediğinden yada benim prensiplerim sebebiyle, üslubunca kendisinin henüz çok genç olduğunu söylüyorum... Kendi arayışını tamamlamamış olan bir gencin benim arayışıma cevap vermesi ne mümkün!? Eğitin beni diyor... Kişisel varlığını kazanmış gelişimini tamamlamış ne istediğinden emin bir köle ile eğitim, ki eğitimim sadece kendi standartlarımı kapsar... Çocuk büyütemeyecek kadar genç, aslında kim olduğunu sana fark ettirmeyecek kadar yaşlıyım... Bu sebeptendir ki tercihlerim her zaman 30+ yaşlar olmuştur.
Bana ait olansa eğer sözün sonunda;
Uyandığında, yatakta gerinirken her yanının acıyla enfes bir acıyla sızlayışını ve gözlerini tavana dikip belki de kapatıp tebessüm etmeyi hak ediyorsun... Çünkü sen sana açılan yolda düşe kalka pes etmeden yürüyebiliyorsun!
Görüşmek üzere...
bazı tehlikeli kelimeler..
YanıtlaSil... Tutt?
YanıtlaSilyaş 23.
YanıtlaSilaynada iskeletini gören kaç kişi var şunun şurasında..
YanıtlaSilHımm...
YanıtlaSil