Başlığa baktığın zaman kelimelerin seçiciliğinin ne kadar önemli olduğunu
algılayabildiğini ve anlamını anladığını varsayarak bu yazıya başlıyorum. Her
zaman ki gibi önden konu ile ilgili tweet yazmış olduğumdan bu girişi hemen
geçiyorum.
Çoğu zaman olduğu gibi Wow! Mistress Blog’u!? Yaşansın Pornografi! diye
heyecanlanıp didaktik üslubumdan hızla sıkılıp burayı terk edenler çoğunluk. Ki
zerre umurumda değilsiniz! Ben sadece canım istediği için ve altını çizmek
istediğim konular hakkında yazarım… İşine ve yararına gelene…
Hiçbir zaman Efendi ve İtaatkâr ilişkisini anlık düşünmediğimden ve
yaşamadığımdan dolayı bunun birlikte bir
hayat olduğunu üzerine basa basa söylemem çok doğru olur. Hal böyle olunca
da Edilgen yapıdaki erkeğin bu hayata
en uyumlu hale gelmesi her iki tarafın da sabırla yürümesi gereken çok
eğlenceli ve zorlu bir yol.
Evet! Kesinlikle eğlenceli! Özellikle de yolun başı…
Keşif süreci en eğlendiğim ve en çok efor sarf edilen dönem… Birbirini tanımanın
ve limitlerini görmenin en keyifli zamanları…
Elbette bunun yaşanabilir kılınması için tanışma biçimi, üslup, yaklaşımlar
ve oluşturulacak güven çok önemli…
İkili oynanması çok tehlikelidir... Gözleri tamamen açık bir Efendi için,
karşı tarafı çok zor durumlara sokacak büyük hüsranlar yaşanabilir. Bu sebeple
başlangıçta Etki altına girmeye gönüllü Edilgen’in “Açık İletişim” kurma zorunluluğu söz konusu… Uzun vadeli ve
sağlıklı bir iletişim için çok önemlidir. Erkek/İtaatkâr’ın duygu, düşünce ve
eğilimlerini kendi isteği ile herhangi bir zorlama olmadan paylaşması en
sağlıklı yol olacaktır. Bu yol için ise doğru zamanlama doğru kanal ile
gerçekleştirilmelidir.
Bizler yorulmaktan hoşlanmayız!
Açık iletişim ise en zor kısmı bu meselenin… Ama çok yararlıdır. Açıklık ve
güven sağlar. Unutmayın!
Benim için her zaman “Kendini tanıma” çok önemli. Her zaman söylerim
bunu. Bu sebeple açık bir şekilde iletişime geçmek istiyorsan bu aynı zamanda
senin için;
Kişisel olarak daha yakın ve derin bir ilişki içine girme şansın
demektir.
Kendini net bir şekilde ifade edebilmen aynı zamanda kendini de
tanımlaman ve tanımana çok yardımcı olacaktır.
Hiçbir zaman başlangıçta bir Efendi’nin sana kendini açmasını
beklememelisin. Sen kendini aç, o kendine göre uygun olduğunu düşündüğü noktada
senin ona yaklaşmana izin vererek kendini açacaktır.
Birçoğunuz bu ruh ile yaşadığınız için kendinizi suçluyorsunuz. Suç!? Bu noktada Bu ruhu gizli
tutmanın size daha fazla efor sarf ettirdiğini ve ruhunuzu çok yorduğunu
biliyorum. Açığa çıkarmak ve kendini ortaya koymak/kimliğini itiraf etmek sizi
hafifletecektir. Bir durumu gizlemek için harcanan enerji çok yorucu ve sizi
işe yaramaz kılacaktır. Hiç gerek yok.
Kolay değil biliyorum.
Önyargılı olduğumuzu düşünebilirsiniz,
Yetersizlikten dolayı reddedilme gerekçesi olacağını düşünebilirsiniz,
Zaaflarınızın kullanılarak cezalandırılacağınızı düşünebilirsiniz,
Duyulması korkusu, (Olası yol ayrımında…)
Bu ve buna benzer durumlar sizi zorlayacaktır.
Ama doğru kişi olduğunu düşündüğünüz Kadın/Efendi için
bu riski almak zorundasınız!
Genel olarak çok mutluyum ki, bu kadar çürük elma içinde sapasağlam
olanlarınız yok değil, ki onlar zaten açık iletişimden öte açık kimlik ile
tereddüt etmeden huzura gelenler… İşte bu huzura gelenler, ya huzurun ta
kendisine geldiler ya da gittilerse huzurla ayrıldılar ve gittiler… Aklı
kalmadan endişeye kapılmadan… Temiz.
Esas olan budur…
Sanıyorum buraya kadar gayet açık bir biçimde emekleme sürecine girişten
bahsettim…
Esas konu ise “efendi itaatkâr” meselesi…
Doğduğunuz andan itibaren “aileleriniz özellikle anneleriniz/kadınlar
elinde terbiye edildiniz” Kimi başarılı, kimi başarısız… Başarısız olanlar
ise çevresel faktörler ya da daha geride tabiatıdır kişinin… Bizim ilgi
alanımız ise “Annesi tarafından çok iyi terbiye verilmiş efendi çocuklar”…
Efendi çocuklar vardır hayatımızda; İşte, sokakta ya da aynı site/blok da…
Nadir de olsa sayıları azalsa da vardır onlar… Bizim efendi çocuklarımız
ise efendi itaatkârlarımız;
Onlar terbiyeli, saygılı, iyi ahlaklı, eğitimli ve temiz olanlar… Koşul
aramayan aranan koşullara uyum gösterecek olabilenler… Yok mu!? Elbette varlar.
Aranızdalar. Hatta şu an bu bloğu okuyorlar. Eminim.
BDSM ve FEMDOM hayatı Pornografi/Fetişizm olarak algılamayan, Kadın/Efendilerin
de normal bir hayatı olduğunu, sağlıklı kadınlar olarak bir takım güdülerinin
olduğunu, hayat beklentilerini vb… Olağan algılayabilenler onlardır.
***
Janis aklına geldiği anda arka deliğinde sızı
hissedenler ise başlarına geldiği gibi becerilip atılmaya, tek kullanımlık
kolay bozulan edersiz bir maldan başka bir şey değiller… Onlar da şu an
okuyorlar bu yazıyı biliyorum!
Hey! Delikli boncuk! Seni görüyorum! : )))
Benim en çok karşılaştığım durum ve aslında en hoşlandığım durumlardan
biri de;
Ben “O’yum” diyerek gelen ve ben “O” değilmişim diyerek vedalaşanlar. Yollar
herkes için açık. Olmaya da devam edecek… Esaret hayatı değil bu, kendi elinle hayatını
ortaya koyma meselesi… Neyse ki Janis’den
önce ve Janis’den sonra diyerek hayatlarını ikiye bölerek bir daha da bu
kavramlara yaklaşmaması gerekliliğini öğrenerek ve yine aslında kendi içsel
eğitimlerinde Janis parmağı ile devam edenler… Memnunum bu durumdan…
Bir varlığın kendini tanıma yolculuğunda bir nevi rehberlik ediyor olmak
hayatlarına dokunmak da büyük mesele…
E zaten Janis, başlı
başına büyük mesele!
Bir sonraki giydirme de görüşmek üzere!