JANİS’İN FEMDOM FELSEFESİ !?
Femdom felsefesinin ana teması mutluluktur.(Eudaimonia) Eudaimonia: insanın yaşadığı
günlük ve geçici hazlardan farklı ve daha kapsamlı olarak, hayatının son
noktasında "ulaştım" diyebileceği sonsuz mutluluk fazı. bir insan
buna ulaşıyorsa zaten gündelik hazları tadıyordur, ancak bir insanın zaman
zaman geçici hazlar duyması, o insanın yaşamı sonunda öngörülen mutluluk
fonksiyonunun maksimum noktasına ulaşacağı anlamına gelmez.
Ana gaye
mutluluğa ulaşmaktır. Haliyle Femdom Felsefesinin kuralları da buna göre
belirlenmiştir, yani mutluluğa giden yol aslında nettir. Mutlu olma hedefinin dışında hiçbir olgu ile ilgilenmemiştir. Duygu ve mantık hasletlerini
de içine alan bu durumda mantık da, doğru yaşama ulaşmak için gerekli olan
yaşam biçiminin üretilmesini sağlayan bir araçtır. (Tam da bu noktada “Epikür”
devreye girer ve der ki; Doğru bilgi olmadan doğru eylemlilik olmayacaktır;
doğru bilginin ölçütü ise ikili bir temele sahiptir, ilki duyu verileri
ikincisi ise haz ve acı duyumlarıdır.)
Janis’e göre Kadınlardan ödünüz patlıyor aslında ve bu korkularınızdan
kurtulmalısınız yani hazmetmelisiniz. Korkunuz haklıdır, bilinmeyen korku
yaratır ancak korkularınızı yaşadığınız noktada bilmediğinize erişmiş, kuruntulardan
ve önyargılardan arınmış olarak gerçeğe ulaşmış olacaksınız. Yaşadığımız her
şey aslında hareketlerimizden meydana gelmektedir. Benim senin üzerine doğru sert dik ve gürültülü adım atışlarım, senin
nerede olursan ol senin bana olan tutumunu belirleyen hareket olacaktır. Bu
hareket edişler mekanik bir zorunlulukla meydana gelmez, doğalımızdır.
BİLGİ ANLAYIŞIM
Janis için sağlam bir bilgi olmadan doğru eylem olamaz.
Bu sağlam bilginin, doğru’nun
ölçüsü teorik alanda: doğrudan doğruya edindiğim etkenlerdir; yani düşünceyi
işe karıştırmadan edindiğim duyu verileri ile (Gördüğüm Duyduğum Kokladığım
Dokunduğum Tattığım ve de Hissederek Şahit olduğum…) bunların birçok defalar
ortaya çıkmasından, yinelenmesinden doğan genel tasavvurlarımdır. Doğru’nun
pratik alandaki ölçüleri ise; Gördüğüm, Duyduğum, Kokladığım, Dokunduğum ve
Tattığım her şeyin bana verdiği haz sana verdiği acı (tam tersi de olabilirdi)
hislerdir.
Teorik ölçülerimin konusu; Femdom/Bdsm’in direkt kendisi olsa da, aslında var
olan bu olgularıma doğru yaklaşan adımlardır. Bu adımları atan kişi duyu
organlarıma doğru gelirken bir takım değişik gösteren kriterlerime uğramış
olabilirler, dolayısıyla seni bu yolla seçtim ise algılarım relatif
niteliktedirler, yani aslında tam uygun değilsindir ama işlevin uygunluğu
yaratmaktadır. Her türlü seçimimin temeli, doğrudan doğruya işlev temellidir.
Bu ölçüler de mutlu olmamı sağlayacak bundan başka bir de, algı ile hiç
kavranamayacak ya da pek de iyi kavranamayacak için bir “görüş” gerekir. Bu
görüş, sünger beyinli olan size doğrudan doğruya verilmiş olana bizim
tarafımızdan eklenmiş bir şey olduğundan, artık kendin olma niteliğini taşımazsın.
Doğruluk değeri de, olsa olsa, bize araçsız olarak verilmiş olan duyu
algılarına uygun olup olmadığına göre ölçülür.
PSİKOLOJİ ANLAYIŞIM
Psikolojimiz de materyalisttir. Ruh maddidir, cisimseldir, çünkü ancak maddi
olan varlık etkin ve edilgin olabilir.
ERDEM ANLAYIŞIM
Daha önce de söylemiştim.
Erdem denen bir haslet vardır. Kişiseldir ve cesaretin paydaşıdır. Konu Femdom/BDSM
de olsa gerekir… Erdem öğretisi de “doğru yaşamak” ölçüsüne göredir zannımca.
Erdemli olmak yaşadığımız durum her neyse bunu doğru bir şekilde yaşamak için
bir ruh aracıdır. Erdemli olmak mutlu olmaya yaraması, hizmet etmesi bakımından
değerlidir. Erdem sayesinde, hazları sonuçları bakımından tartabilir; çeşitli
etkilerini, gereksemelerini gidermenin genel tutumu bakımından
değerlendirebilir; beklemelerinin, korkularının doğru ölçüsünü bulur; kuruntuya
dayanan tasavvurlardan, duygulardan, isteklerden kurtulabilir; yani bu hayatı
ölçülü olarak tadarak keyif düzenine ulaşabilir.
İSTENÇ ÖZGÜRLÜĞÜ HAKKINDA
Femdom/BDSM’in amacı olan kadını mutluluğa ulaştırmada köle/erkeğin zorunluluğun
elinde bir oyuncak olmadığı, onun kendi kaderini kendisinin belirleyebileceğini
kanıtlamaya girişeceği tabiidir. Onun için, erkek/köle’nin istenç eyleminin pek
çok iç ve dış koşullara bağlı olduğunu doğru bulmakla birlikte, nedensiz de
seçebileceğini söyleyebiliriz. Yani diyorum ki; Senin köle dediğin köle değil “gönüllü
kölelik” aslında… Ağız alışkanlığı bizimkisi… Tek amaç olarak mutluluğa
ulaşmayı hedeflenmesine bağlı olarak, istenç özgürlüğü fikrini savunurum. Hiç
kimse mutlak ve kaçınılmaz bir zorunluluğun kölesi olamaz, o kendini tanıyacak,
o kaderini belirleyecek ve bunu kendisi kanıtlayacaktır.
Elbette erkeğin iradesi bir çok içsel ve dışsal koşul tarafından
belirlenmektedir; ancak bunlara rağmen kendi kararını verebilmekte, hatta
içinde bulunduğu koşullar hakkında da kararlar alabilmektedir ve bu anlamda
koşullarına mutlak anlamda bağlı hale gelirler. Janis şu sözleriyle açıkça belirtir ki;
"Kural Janis için bir hapishanedir ancak bir edilgen karakter için huzur...
Çünkü erkeği hapseder ve onun özgürlüğünü elinden alır. Erkek böylece güvende
ve rahatta kalarak tüm kimliklerinden sıyrılmaktadır." der. Neyin doğru
neyin yanlış, yani mutluluğa ulaşmak için neyin yapılması neyin yapılmaması
gerektiğini gösteren etik, Mistress’in ta kendisidir.
Bu noktada bir tür hazcı düşüncenin, bir tür hedonizmin geliştirilmesi söz
konusudur. Haz, bu bağlamda, bir varlığın (erkek/kölenin) her tür gayret ve
isteminin doğal bir sonucudur. Epikuros’a ters olarak Janis der ki;
Senin
aldığın haz, acıya yaklaşma eğilimi olarak pozitif bir anlam boyutuna sahiptir.
Doğru yaşamak düşünce yapın ve ahlaki durumunla bağlantılıdır; doğru yaşamak
mutluluğu aramak ve ona ulaşmakla bağlantılıdır. Bu noktada doğru kapıda/elde olman
önemlidir, korunman ve mutluluğa ulaşmanı önemsemelidir Mistress. Öte yandan Mistress’in
ampirist ve materyalist yapısı gereği seni epey yoracağının da altını çizelim…
Tomurcuklu demlene çay olsa da içsek...