28 Aralık 2014 Pazar

Queen!? Fena sayılmaz!





          Yapmış, ama olmuş mu!?
          Janis'i gayet iyi tanıyan biri için eh işte! Fena sayılmaz!



Otur! 
Kitap kapağı olur bundan! Tablo!? Iıhh! Çalış!

5 Kasım 2014 Çarşamba

Felsefe, Psikoloji, Erdem Vs... Biraz Biraz...


JANİS’İN FEMDOM FELSEFESİ !?
 
Femdom felsefesinin ana teması mutluluktur.(Eudaimonia)
Eudaimonia: insanın yaşadığı günlük ve geçici hazlardan farklı ve daha kapsamlı olarak, hayatının son noktasında "ulaştım" diyebileceği sonsuz mutluluk fazı. bir insan buna ulaşıyorsa zaten gündelik hazları tadıyordur, ancak bir insanın zaman zaman geçici hazlar duyması, o insanın yaşamı sonunda öngörülen mutluluk fonksiyonunun maksimum noktasına ulaşacağı anlamına gelmez.
Ana gaye mutluluğa ulaşmaktır. Haliyle Femdom Felsefesinin kuralları da buna göre belirlenmiştir, yani mutluluğa giden yol aslında nettir. Mutlu olma hedefinin dışında hiçbir olgu ile ilgilenmemiştir. Duygu ve mantık hasletlerini de içine alan bu durumda mantık da, doğru yaşama ulaşmak için gerekli olan yaşam biçiminin üretilmesini sağlayan bir araçtır. (Tam da bu noktada “Epikür” devreye girer ve der ki; Doğru bilgi olmadan doğru eylemlilik olmayacaktır; doğru bilginin ölçütü ise ikili bir temele sahiptir, ilki duyu verileri ikincisi ise haz ve acı duyumlarıdır.)

Janis’e göre Kadınlardan ödünüz patlıyor aslında ve bu korkularınızdan kurtulmalısınız yani hazmetmelisiniz. Korkunuz haklıdır, bilinmeyen korku yaratır ancak korkularınızı yaşadığınız noktada bilmediğinize erişmiş, kuruntulardan ve önyargılardan arınmış olarak gerçeğe ulaşmış olacaksınız. Yaşadığımız her şey aslında hareketlerimizden meydana gelmektedir. Benim senin üzerine doğru sert dik ve gürültülü adım atışlarım, senin nerede olursan ol senin bana olan tutumunu belirleyen hareket olacaktır. Bu hareket edişler mekanik bir zorunlulukla meydana gelmez, doğalımızdır.



BİLGİ ANLAYIŞIM

Janis için sağlam bir bilgi olmadan doğru eylem olamaz. 
Bu sağlam bilginin, doğru’nun ölçüsü teorik alanda: doğrudan doğruya edindiğim etkenlerdir; yani düşünceyi işe karıştırmadan edindiğim duyu verileri ile (Gördüğüm Duyduğum Kokladığım Dokunduğum Tattığım ve de Hissederek Şahit olduğum…) bunların birçok defalar ortaya çıkmasından, yinelenmesinden doğan genel tasavvurlarımdır. Doğru’nun pratik alandaki ölçüleri ise; Gördüğüm, Duyduğum, Kokladığım, Dokunduğum ve Tattığım her şeyin bana verdiği haz sana verdiği acı (tam tersi de olabilirdi) hislerdir.

Teorik ölçülerimin konusu; Femdom/Bdsm’in direkt kendisi olsa da, aslında var olan bu olgularıma doğru yaklaşan adımlardır. Bu adımları atan kişi duyu organlarıma doğru gelirken bir takım değişik gösteren kriterlerime uğramış olabilirler, dolayısıyla seni bu yolla seçtim ise algılarım relatif niteliktedirler, yani aslında tam uygun değilsindir ama işlevin uygunluğu yaratmaktadır. Her türlü seçimimin temeli, doğrudan doğruya işlev temellidir. Bu ölçüler de mutlu olmamı sağlayacak bundan başka bir de, algı ile hiç kavranamayacak ya da pek de iyi kavranamayacak için bir “görüş” gerekir. Bu görüş, sünger beyinli olan size doğrudan doğruya verilmiş olana bizim tarafımızdan eklenmiş bir şey olduğundan, artık kendin olma niteliğini taşımazsın. Doğruluk değeri de, olsa olsa, bize araçsız olarak verilmiş olan duyu algılarına uygun olup olmadığına göre ölçülür.

PSİKOLOJİ ANLAYIŞIM

Psikolojimiz de materyalisttir. Ruh maddidir, cisimseldir, çünkü ancak maddi olan varlık etkin ve edilgin olabilir.

ERDEM ANLAYIŞIM

Daha önce de söylemiştim. Erdem denen bir haslet vardır. Kişiseldir ve cesaretin paydaşıdır. Konu Femdom/BDSM de olsa gerekir… Erdem öğretisi de “doğru yaşamak” ölçüsüne göredir zannımca. Erdemli olmak yaşadığımız durum her neyse bunu doğru bir şekilde yaşamak için bir ruh aracıdır. Erdemli olmak mutlu olmaya yaraması, hizmet etmesi bakımından değerlidir. Erdem sayesinde, hazları sonuçları bakımından tartabilir; çeşitli etkilerini, gereksemelerini gidermenin genel tutumu bakımından değerlendirebilir; beklemelerinin, korkularının doğru ölçüsünü bulur; kuruntuya dayanan tasavvurlardan, duygulardan, isteklerden kurtulabilir; yani bu hayatı ölçülü olarak tadarak keyif düzenine ulaşabilir.

İSTENÇ ÖZGÜRLÜĞÜ HAKKINDA

Femdom/BDSM’in amacı olan kadını mutluluğa ulaştırmada köle/erkeğin zorunluluğun elinde bir oyuncak olmadığı, onun kendi kaderini kendisinin belirleyebileceğini kanıtlamaya girişeceği tabiidir. Onun için, erkek/köle’nin istenç eyleminin pek çok iç ve dış koşullara bağlı olduğunu doğru bulmakla birlikte, nedensiz de seçebileceğini söyleyebiliriz. Yani diyorum ki; Senin köle dediğin köle değil “gönüllü kölelik” aslında… Ağız alışkanlığı bizimkisi… Tek amaç olarak mutluluğa ulaşmayı hedeflenmesine bağlı olarak, istenç özgürlüğü fikrini savunurum. Hiç kimse mutlak ve kaçınılmaz bir zorunluluğun kölesi olamaz, o kendini tanıyacak, o kaderini belirleyecek ve bunu kendisi kanıtlayacaktır.

Elbette erkeğin iradesi bir çok içsel ve dışsal koşul tarafından belirlenmektedir; ancak bunlara rağmen kendi kararını verebilmekte, hatta içinde bulunduğu koşullar hakkında da kararlar alabilmektedir ve bu anlamda koşullarına mutlak anlamda bağlı hale gelirler.  Janis şu sözleriyle açıkça belirtir ki; "Kural Janis için bir hapishanedir ancak bir edilgen karakter için huzur... Çünkü erkeği hapseder ve onun özgürlüğünü elinden alır. Erkek böylece güvende ve rahatta kalarak tüm kimliklerinden sıyrılmaktadır." der. Neyin doğru neyin yanlış, yani mutluluğa ulaşmak için neyin yapılması neyin yapılmaması gerektiğini gösteren etik, Mistress’in ta kendisidir.

Bu noktada bir tür hazcı düşüncenin, bir tür hedonizmin geliştirilmesi söz konusudur. Haz, bu bağlamda, bir varlığın (erkek/kölenin) her tür gayret ve isteminin doğal bir sonucudur. Epikuros’a ters olarak Janis der ki;
Senin aldığın haz, acıya yaklaşma eğilimi olarak pozitif bir anlam boyutuna sahiptir.

Doğru yaşamak düşünce yapın ve ahlaki durumunla bağlantılıdır; doğru yaşamak mutluluğu aramak ve ona ulaşmakla bağlantılıdır. Bu noktada doğru kapıda/elde olman önemlidir, korunman ve mutluluğa ulaşmanı önemsemelidir Mistress. Öte yandan Mistress’in ampirist ve materyalist yapısı gereği seni epey yoracağının da altını çizelim… 


Tomurcuklu demlene çay olsa da içsek...
  

4 Kasım 2014 Salı

Bilinci Bağımlı Bedeni Ait...



(Hayatımın bir dönemini geçirmiş olduğum Can'dan bir e-posta aldım.. Elbette tamamını değilse bile, paylaşılmasını uygun gördüğüm hiç bir cümleye de müdahale etmedim... Eksiği var fazlası yok...)

Erich Fromm’un dediği gibi sanırım, “Derin ve ihtiraslı sev… Kalbin kırılabilir ama hayatı dolu dolu yaşamanın tek yoludur.”
Sevmek = Tutku
Huzur = Biat
Ait olma = Mutluluk
Ceza = Arınma
Irzına geçilme = Yenilenme
Ve beyinsel potansiyelin bir üste çıkabilmesi için ağ, ağırlıkları atması süreci…
Ve elbette kılavuz, yani Kraliçe…
Kraliçe = Konfor ve güven
Güven = Mesafe alabilme noktası, bir tür birleşik formül..
Ve kabuk değiştirip yeni format için gereken yapıtaşları ..
Hepsi hepsi... Bir yükseliş...
Ve üst boyut altyapısı tabii ki görebilene...
Ağırlığınızdan ezilirken tüm zevk sıvılarım (beynimin update edilmesi) salgılanıyor. Bu sanırım tüm üç boyutlu yaşam alanın içine sıkışmış olan madde formlu yaşamın üst kimliğe geçişinde gösterdiği bir tepki. Tıpkı sızma zeytinyağının o zeytin kimliğinden çıkabilmesi için maruz kaldığı değirmen taşı ve onun değişime ve yeni forma geçişteki katkısına benzetebiliriz.
Domine edilmek ve özgürleştirmek çok paralel şeyler... Ve sanırım siz bu iş için varsınız...
Misyonunuz bir tür değiştirip uyarlamak ve hazırlamak; Metot da yukarıda belirtiğim koşulların oluşması için gerekenleri uygulamak.
Bu durumda köle ve sahibe ilişkisi aslında bir tür Mevlana Şems ilişkisinden çok da farklı değil. Asıl olan yükseliş ve bilginin merkezine yaklaşma…
Her türlü duygu hormon (psikoloji, kimya ve fizik ) kullanılarak bir update formu...
Hislerim bu yönde, belki kelimeler yetersiz. Ama hisler yazdıklarımın katları halinde...
Bu arınma ve öze dönüş için gereken dokunuşlara sahip olduğum için sadakatim sonsuz...
Sizle bütünleşme şekli ve formu her ne olursa olsun çok güzel…
Neye ihtiyacınız varsa ben o formum; Kadın, erkek, çocuk, hayvan, eşya vs… Limit yok…

 (Neden mi paylaştım!? Zevk olsun diye! Olur da bir ihtimal içerisinden bir zerre alabilirsiniz diye... Potansiyeli olmayan çoğunluk için bu kadarı da kafi...)