Burada, tam da içinizde, belki yanı başınızda, hatta başınızdaki insanın o önemli toplantılara görkemi ile hakim olan adamın bir gece önce şiddeti yaşadığına dair tek iz yoktu yüzünde. Şiddete maruz kalan adam izleri kendi eliyle yok etmişti.
Her şey normal gözüküyordu ve etrafına hükmediyordu. Etrafında konuşulanları dinlerken gözlerini pencereden dışarı diktiğinde yada önündeki dökümanlara bakarken anlık gözlerini kapattığında çığlıkları boğazına hapsoluyor konuşması gerektiğinde boğuk bir ses çıkıyor sonra öksürüp boğazını temizlemeye çalışıyor ve kaldığı yerden devam ediyordu. Öyle duygular içindeydi ki damarlarındaki kan öyle ısınmış akıyordu ki. Huzursuzluk... Zamanın geçmesini istemiyor ancak garip şekilde bir an önce zaman geçsin ve kendi dünyasına dönsün istiyordu. Bir mıknatıs gibi... Her şeyden sıyrılıp ona doğru çekiliyordu.
Sıkıldığı anlarda önündeki kağıtlara imza atan adam şimdi elindeki kalemle anlamsız şekiller çiziyor bunu dahi beceremiyor kağıtları karalıyordu. İçindeki sıcaklık... Wc.ye koştu. Aynaya baktı. Yüzünü yıkadı. Ağlamak istiyor içi titriyordu. Kendisini izliyordu. İstemişti ama bunu hayal bile etmemişti.
Bedenen çok tecrübeliydi aslında. Ama bu ruhunu teslim etmek deyiminin can bulmuş haliydi. Ona bir hiç olduğu hissini böyle tek ton ile başından aşağı geçirmemişti hiç kimse. Bedeninin üzerinden geçip gitmiştiler çoğu kez. Öyle anlamsızca... Bu defa "O" içinden geçmiş, kocaman bir delik bırakmıştı içinde. Ona bir soru sormuştu. Şimdi o sorunun cevabı ile çırpınmaya başlamıştı. Çünkü vermek istediği cevap çok netti ancak hayatına dönüp bakınca, kamufle olmak için nasıl geri dönüşü zor adımlar attığını gördü. Onun yanında küçülmek istediğine emindi... Öyle heyecanlıydı ki, içinde oluşturduğu simetrik düzen yay gibi gergindi. Hata üzerine hata yapıyor, bu atmosferi daha da boğuyor kendi kendini dibe doğru çekiyordu. Çünkü biliyordu ki "hata" ondan hızla soğumasına sebep olacak ve bunun üzüntüden kahrolsa bile önüne geçemeyecekti. İşte o noktada aralarındaki ilişki katı halden gaz hale dönüşecek uçup gidecekti.
Çok dikkatli olmalıydı. Ona en son "Defol!" diye haykırmıştı. Susması gerekliydi. Sessizce çektiği sancı içinde çok zor iki gün geçirdi. Artık normal değildi sadece normal gözüküyordu. İçinde duyabildiği üç ses üç cümle... "Şimdi ben ne yapacağım!?" "Al beni ne olur al ne yaparsan yap!" "Yapamazsam bir daha asla..." Uyumaya çalıştı. Sabah aklında yine bir tek o vardı koşarak ofise geldi, ilk iş korkarak etrafa baktı ondan bir seda aradı. Bir işaret. Biliyordu ki bir anda yön değiştirebilirdi.
"O", içindeki iblisin sessizliği ile geri çekilmişti. Ve suskunluğu kulaklarını parçalayacak şiddette yüksekti.
Peki şimdi ne olacaktı?
21 Nisan 2013 Pazar
Tanıdık bir hikaye...
"Şimdi size çok tanıdığınız bir hikayeyi anlatacağım. Dikkatle okumanızı tavsiye ederim."
Geldi,
-Varım! dedi.
-Kimsin sen? diye sordum.
-Ben o'yum. dedi.
-Emin misin? dedim.
-Kesinlikle! dedi.
-Gel buraya! dedim.
Madem öyle yaşasın o zaman. Yaşadı.
-Çok acıdı çok acıyor hiç geçmiyor dayanamıyorum bedenimin acısını duyamıyorum ruhum çok acıyor! dedi.
Biliyordu ki öperek iyileştirmeyecektim acısını. Gözyaşlarını silmeyecektim. Sonra bir kez daha sordum.
-Kimsin sen?
-Ben o değilmişim. dedi.
-Uykum var ben yatıyorum giderken kapıyı kapat beni uyandırma. dedim.
Gitti ve bitti.
Geldi,
-Varım! dedi.
-Kimsin sen? diye sordum.
-Ben o'yum. dedi.
-Emin misin? dedim.
-Kesinlikle! dedi.
-Gel buraya! dedim.
Madem öyle yaşasın o zaman. Yaşadı.
-Çok acıdı çok acıyor hiç geçmiyor dayanamıyorum bedenimin acısını duyamıyorum ruhum çok acıyor! dedi.
Biliyordu ki öperek iyileştirmeyecektim acısını. Gözyaşlarını silmeyecektim. Sonra bir kez daha sordum.
-Kimsin sen?
-Ben o değilmişim. dedi.
-Uykum var ben yatıyorum giderken kapıyı kapat beni uyandırma. dedim.
Gitti ve bitti.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)