Bu güne kadar hep aradın...
Önce kendini aradın çok sancılıydı. Buldun kendini ve sonra daha da sancılı bir süreç başladı senin için. Aidiyetini bulmak. Ne zamandı nerede karşına çıkacaktı kimdi... Sen sana hayatiyetini verecek sahibeyi ararken aslında belki o da göz gezdirdiği odalarda seni süzüyordu!? Kim bilir?
O güne kadar üzerinde gezen onlarca acıya aradığın sahibenin adını verdin. Biliyorum. Bu onlarca kez tapınma değildi bu onlarca tecavüze verdiğin bir isimdi. Olmadı hep yarım kaldın. Defalarca tatmin olamadığın, aradığın o efendini sayıklayarak avuçladığın organ seni sen yapmadı değil mi? Onlarca tatmine adını verdin gözlerini kapatıp avuçlarken organını... Onun avcuna düşmek için yakardın... Organına, boynuna, ruhuna, cebine tasma geçirsin istedin!? Olmadı..
Bilir misin kendini keşfetmiş ne aradığını gerçekten bilen bir köle gerçek bir sahibe ile karşılaştığında, tecrübesizliğin için minnettardır aslında! Seni yontup istediği gibi şekil vererek kendisi için kusursuzlaştırmak için çok müsaitsindir!
Ancak hep aynı yanılgıya düştün, sana sorduğunda tecrüben nedir diye sorulduğunda kaybetmemek için çok atıp tuttun! Çok tecrübeliyim dedin ama zaten attığın ikinci adım uçurumdu. Kendini boşluğa bırakıverdin. Çünkü sana doğru attığı o sert adımlarda kölenin sınırı olmaz deyişlerini sana avuçla yedirdi! Sen köleliği gördüğün resimlerdeki gibi birer kareden ibaret sandın. Değildi. Şimdi bunu okurken gırtlağından gelen yutkunma sesini duyuyorum. O adem elması aşağı yukarı hareket ediyor. Görüyorum.
Sınırlardan bahsederken sana sorarken sınırım yok dedin çoğu zaman, kaçırmamak için aklınca... Biraz üzerine gidildiğinde yutkunmalar! İtiraz edilmemesi gerektiğini bir öğrenmiştin ya, itiraz da edemeyip yakarmaya başlamıştın. Halbuki herkesin bir sınırı vardır. Örneğin ben! Kan? Sevmem. Scat? Hayır! Neden? Gücümün yetmediğinden mi? Tabi ki değil. Sen bana lazımsın ve senin sağlığında benim için önemli. Haliyle yediğim kaba sıçmam, bindiğim dalı kesmem. Bilmem anlatabildim mi? Ucuz kullan at mal kullanmam. Sadece sıkıldığımda atarım. Bu da böyle biline!
Şimdi sana gelirsek, bir sahibe senin neyi kaldırıp neyi kaldıramayacağını bilmelidir. Balans ayarını buna göre yapar ve senin sağa sola kaymanı engeller! Çünkü senin üzerinde sağlıklı yol alması gereklidir ve zevkli bir sürüş ister! Bu yüzden seni olduğun halinle tanımalıdır. Bu süreç sağlıklı işlemezse hiç hoş olmayacak durumlar yaşanması olası...
Doğru şekilde boy vermelisin! Çünkü bilirsin, doğru boy vermek riskleri azaltır ve nefessiz kalabileceğin alanı minimuma indirir.
Bu deniz çok büyük ve derin, bu sebeple boğulmamak için boy ver!
27 Mart 2013 Çarşamba
İçinizden...
İzliyorum demiştim, son yazdığım zamandan bu yana daha yoğun izliyorum, yavaş yavaş iletişim...
Bu süreçte çoğunuzdan irite oldum çoğunuz güldürdünüz beni...
Tecrüben? sorusuna *Tecrübem var efendim genç bir sahibe ile sevgili ilişkim olmuştu! yanıtına olan tepkimi tahmin etmenizi emrederek kalan yorumu sizlere bırakıyorum.
Haricinde;
Fiilen köleliği yaşadığını iddia eden zihniyetler beni de sürüye katın diyen bir seceresi dahi olmayan, leşini parçalamaları için gözümle beklettiğim kargaların bile yemeyeceği varlıklar. Varlıklar diyorum çünkü köle kavramının bir yapısı vardır. Bunlar yapısı olmayanlar. Köpek deseydim olmazdı. Köpeklik çoğuna extra large!
Çöp yani!
Şimdi size daha önce yüzleşmenizi önerdiğim aynanın hatta bir boy aynasının önüne geçmenizi öneriyorum. Ve bir ayna yardımı ile dönüp götünüze bakıyorsunuz! Yemiyorsa üzgünüm bizimle değilsiniz!
17 Mart 2013 Pazar
Beklemek
Nasıl da ürkerdin nasıl da ürperir başını kaldırıp bakamazdın gözlerimin içine, yasaktı...
Gözlerin, etrafında usul usul yaklaşan gölgemi takip ederken... Ne kadar sürerdi bu ızdırap!? Dişi bir kurdun avına yaklaşarak parçalamaya hazırlanışı gibi usul usul sokularak ve nefesini duyarak beklemen... Beklemek, kalbinin saniyelerden hızlı çarpması nasıl da titretirdi gövdeni? Aniden! Nereden? Nasıl? Ne şiddetle? Bilmeden beklemek... Bedeninin nelere muktedir olduğunu bilmeden kasılışın... Ki biliyordum, ne derece şiddetli kasılırsan üzerinden gelip geçtiğinde fırtınam, o derece şiddetle olacaktı gevşemen... Vücudun bu gevşemeyi taşıyamayacak, yığılıp kalacak, sadece kendi nefesin bile yetmeyecek, aldığın o derin nefesin o zamana ne kadar önemli olduğunu belki ilk defa hissedecektin...
Beklemek ne güzeldir değil mi?
Aynadaki yüz
Ay ışığındaki yüzüm...
Aynadaki yüzüm...
Gecenin en karanlık anında, yorgun ve hissizleşen ruhun ile camdan içeri süzülen mavi-gri ışığın görülebilirliği ile bir aynaya yanaşıp, bir sigara yakıp dumanın arkasından baktın mı hiç kendine... Kendi gözlerinin içine bakabildin mi? Yüzleşebildin mi hiç? Hissizliğini hissedebildin mi?
Arkanda bıraktığın paramparça bir ruhu bir teni, paramparça bir geceyi bırakıp kendine çekildiğinde kendine yanaştın mı hiç? Vicdan, merhamet, duygu denen hasletlerin üzerine basıp nasıl geçtiğini ve az önce nasıl bir tanrıçaya dönüşüp kendine ibadetin ve bir kulun sadece senin bahşettiğin tapınmasıyla nasıl hayatiyetini geri kazandığını... Bir kula hayat vermenin...
Ve tüm bunlar geçerken gözlerinden dudağının sağ ucu yukarı doğru kıvrılıp başını geriye atıp gözlerini kendi gözlerinden ayırmadan kendini selamladın mı tebessümünle?
Bu yazıyı çemberin içinde hangi tarafta duran kişi olarak okuyorsun bilemem... Bir sahibe? Muhtemelen bir köle? Ne fark eder ki... Buradasın... Ne fark eder soruyorum sana kaç kez yüzleştin kendinle? Cevap ver! Cevap ver hadi!?
Her an her yerde karşına çıkan aynalarda yada herhangi bir camın yansımasında kaç kez kendine baktın gerçekten? Yeni aldığın pabuçlarını izlemek yerine yüzündeki gerginliği ürpertiyi ve aynı anda yüzünden silemediğin o şehveti kaç kez gördün kendinde? Cevap ver? Hadi!
Var olmak seçimimiz değildi elbette... Ama varlığımızı kim olarak sürdüreceğimiz iki kaburgamızın arasında hissettirdi kendini... Bastırdı... Baskındı çünkü dürtülerimiz. Herhangi biri herhangi bir şey olamadık... Neydi sorguladık... Algılarımız seçicileşti zamanla... Daha önce de söyledim. Deneme-Yanılma...
Denedik yanıldık... Onlar gibi olmayı belki... Belki limitlerimizi... Kendimizi, limitlerimizi zorladık... Senin içinde aynı şey geçerliydi öyle değil mi? Zorlamadın mı kendini? Denemedin mi dayanıklılığını... Ve dayanma sınırın zorlandıkça bundan daha büyük haz almadın mı?
Hepimiz haz peşindeyiz... Başka yapılarda da olsak... Haz... Sen benim sana bahşettiklerimle, hatta senin adına herşeyi düşünmemden haz almıyor musun yoksa? Ne yiyeceğin, ne giyeceğin, nasıl oturup kalkacağın, nasıl sağlıklı olacağın, nasıl dayanacağın, nasıl düşüneceğin... Kendini bırakmanın ve sadece hissetmenin peşinde değil misin? Acıyı yada hazzı yada cezanı yada ödülünü? Peşinde olduğun tek şey bu değil mi... Ürperdikçe titredikçe kanının hızlanışı haz vermiyor mu sana? Ürkmek nasıl da dik tutuyor seni öyle değil mi? Her an tetikte! İşte tüm bunlar ve bunların dahası belki de...
Lafta saygı duyduğun sahibe inan bana gerçekten saygıyı hak ediyor! Emin ol senin belki bir kaç saat gösterdiğin direnç ve haz için, senin düşünemediğin gibi ve zaten düşünemeyeceğin gibi, senin kapasitenin çok ötesinde düşünüyor ve bunun için efor sarf ediyor... Tabi ki saygıyı hak ediyor...
Karşıma çıkıyor çoğu zaman, başka yerlerde başka zamanlarda başka durumlarda çıkıyor karşıma... Şimdilerde Twitter'da... Prensip olarak bu tarz konuşmaları @mentionlar ile yapmıyorum. İletişim kanallarım açık daha da kolayı DM...
Yazanlara bakıyorum cevap vermeden önce... Kimdir hakkında nasıl doneler toplarım diye... Nasıl acıklı durumda çoğu... KöleX/SlaveX Nick böyle yada buna benzerden türemiş... Buraya kadar herşey yolunda... Çok geriye gitmeye gerek kalmıyor bakıyorum... Azgınlığından pimi çekilmiş bomba gibi teşhirci hesaplara saldıran "biri"... Köle sıfatını taşıma lüksü olmayan... Sonra ilk sorum geliyor yaşın kaç? 18-19...
Ah yavrum ah evladım...
Benim bana ait olan bir köle değilse hiç kimse o muameleyi hak etmediğinden yada benim prensiplerim sebebiyle, üslubunca kendisinin henüz çok genç olduğunu söylüyorum... Kendi arayışını tamamlamamış olan bir gencin benim arayışıma cevap vermesi ne mümkün!? Eğitin beni diyor... Kişisel varlığını kazanmış gelişimini tamamlamış ne istediğinden emin bir köle ile eğitim, ki eğitimim sadece kendi standartlarımı kapsar... Çocuk büyütemeyecek kadar genç, aslında kim olduğunu sana fark ettirmeyecek kadar yaşlıyım... Bu sebeptendir ki tercihlerim her zaman 30+ yaşlar olmuştur.
Bana ait olansa eğer sözün sonunda;
Uyandığında, yatakta gerinirken her yanının acıyla enfes bir acıyla sızlayışını ve gözlerini tavana dikip belki de kapatıp tebessüm etmeyi hak ediyorsun... Çünkü sen sana açılan yolda düşe kalka pes etmeden yürüyebiliyorsun!
Görüşmek üzere...
Aynadaki yüzüm...
Gecenin en karanlık anında, yorgun ve hissizleşen ruhun ile camdan içeri süzülen mavi-gri ışığın görülebilirliği ile bir aynaya yanaşıp, bir sigara yakıp dumanın arkasından baktın mı hiç kendine... Kendi gözlerinin içine bakabildin mi? Yüzleşebildin mi hiç? Hissizliğini hissedebildin mi?
Arkanda bıraktığın paramparça bir ruhu bir teni, paramparça bir geceyi bırakıp kendine çekildiğinde kendine yanaştın mı hiç? Vicdan, merhamet, duygu denen hasletlerin üzerine basıp nasıl geçtiğini ve az önce nasıl bir tanrıçaya dönüşüp kendine ibadetin ve bir kulun sadece senin bahşettiğin tapınmasıyla nasıl hayatiyetini geri kazandığını... Bir kula hayat vermenin...
Ve tüm bunlar geçerken gözlerinden dudağının sağ ucu yukarı doğru kıvrılıp başını geriye atıp gözlerini kendi gözlerinden ayırmadan kendini selamladın mı tebessümünle?
Bu yazıyı çemberin içinde hangi tarafta duran kişi olarak okuyorsun bilemem... Bir sahibe? Muhtemelen bir köle? Ne fark eder ki... Buradasın... Ne fark eder soruyorum sana kaç kez yüzleştin kendinle? Cevap ver! Cevap ver hadi!?
Her an her yerde karşına çıkan aynalarda yada herhangi bir camın yansımasında kaç kez kendine baktın gerçekten? Yeni aldığın pabuçlarını izlemek yerine yüzündeki gerginliği ürpertiyi ve aynı anda yüzünden silemediğin o şehveti kaç kez gördün kendinde? Cevap ver? Hadi!
Var olmak seçimimiz değildi elbette... Ama varlığımızı kim olarak sürdüreceğimiz iki kaburgamızın arasında hissettirdi kendini... Bastırdı... Baskındı çünkü dürtülerimiz. Herhangi biri herhangi bir şey olamadık... Neydi sorguladık... Algılarımız seçicileşti zamanla... Daha önce de söyledim. Deneme-Yanılma...
Denedik yanıldık... Onlar gibi olmayı belki... Belki limitlerimizi... Kendimizi, limitlerimizi zorladık... Senin içinde aynı şey geçerliydi öyle değil mi? Zorlamadın mı kendini? Denemedin mi dayanıklılığını... Ve dayanma sınırın zorlandıkça bundan daha büyük haz almadın mı?
Hepimiz haz peşindeyiz... Başka yapılarda da olsak... Haz... Sen benim sana bahşettiklerimle, hatta senin adına herşeyi düşünmemden haz almıyor musun yoksa? Ne yiyeceğin, ne giyeceğin, nasıl oturup kalkacağın, nasıl sağlıklı olacağın, nasıl dayanacağın, nasıl düşüneceğin... Kendini bırakmanın ve sadece hissetmenin peşinde değil misin? Acıyı yada hazzı yada cezanı yada ödülünü? Peşinde olduğun tek şey bu değil mi... Ürperdikçe titredikçe kanının hızlanışı haz vermiyor mu sana? Ürkmek nasıl da dik tutuyor seni öyle değil mi? Her an tetikte! İşte tüm bunlar ve bunların dahası belki de...
Lafta saygı duyduğun sahibe inan bana gerçekten saygıyı hak ediyor! Emin ol senin belki bir kaç saat gösterdiğin direnç ve haz için, senin düşünemediğin gibi ve zaten düşünemeyeceğin gibi, senin kapasitenin çok ötesinde düşünüyor ve bunun için efor sarf ediyor... Tabi ki saygıyı hak ediyor...
Karşıma çıkıyor çoğu zaman, başka yerlerde başka zamanlarda başka durumlarda çıkıyor karşıma... Şimdilerde Twitter'da... Prensip olarak bu tarz konuşmaları @mentionlar ile yapmıyorum. İletişim kanallarım açık daha da kolayı DM...
Yazanlara bakıyorum cevap vermeden önce... Kimdir hakkında nasıl doneler toplarım diye... Nasıl acıklı durumda çoğu... KöleX/SlaveX Nick böyle yada buna benzerden türemiş... Buraya kadar herşey yolunda... Çok geriye gitmeye gerek kalmıyor bakıyorum... Azgınlığından pimi çekilmiş bomba gibi teşhirci hesaplara saldıran "biri"... Köle sıfatını taşıma lüksü olmayan... Sonra ilk sorum geliyor yaşın kaç? 18-19...
Ah yavrum ah evladım...
Benim bana ait olan bir köle değilse hiç kimse o muameleyi hak etmediğinden yada benim prensiplerim sebebiyle, üslubunca kendisinin henüz çok genç olduğunu söylüyorum... Kendi arayışını tamamlamamış olan bir gencin benim arayışıma cevap vermesi ne mümkün!? Eğitin beni diyor... Kişisel varlığını kazanmış gelişimini tamamlamış ne istediğinden emin bir köle ile eğitim, ki eğitimim sadece kendi standartlarımı kapsar... Çocuk büyütemeyecek kadar genç, aslında kim olduğunu sana fark ettirmeyecek kadar yaşlıyım... Bu sebeptendir ki tercihlerim her zaman 30+ yaşlar olmuştur.
Bana ait olansa eğer sözün sonunda;
Uyandığında, yatakta gerinirken her yanının acıyla enfes bir acıyla sızlayışını ve gözlerini tavana dikip belki de kapatıp tebessüm etmeyi hak ediyorsun... Çünkü sen sana açılan yolda düşe kalka pes etmeden yürüyebiliyorsun!
Görüşmek üzere...
14 Mart 2013 Perşembe
Marquis de Sade
Sadizm kavramı adından türemiş olan Marquis de Sade'yi tanımıyorsan uzaklaş buradan!
İlgini çekiyorsa bilgili ve eğitimli bir köle olmaksa temelde niyet, o halde aşağıda yazan paragrafa dikkat etmelisin.
Der ki;
Kişilerarası ilişkilerde insanın sahip olduğu onur bir yana bırakıldığında, ortaya çıkan yeni ilke kendi yararını koruma sonuna kadar götürülecek olursa; zorunlu olarak "sadizm"e varılır. Yani insandaki insansal olan tek şey doğaysa, doğrudan doğa nedenselliği insan türünün yapıp etmelerini belirliyorsa, insan olmak cani olmayı da beraberinde doğal olarak taşır.
Sodom'un 120 Günü, BDSM'ye giriş olarak kabul ettiğim, insan zihnini kanırtan bir eser.
Önemli olan şu; Kendini orada yaşatman değil, okudukça içinde uyananlar yada solanlar, ürpertin, kanının çekilişini hissetmen...
Şükretmen gerektiğini bir kez daha anlaman! Ya Sodom'da olsaydın!?
Hatırlar mısın, lise yıllarında tanıştık felsefe kavramıyla ve felsefeye giriş olarak kabul edilen bir sınavdı okumamız istenilen Sofie'nin Dünyası... Ne kadar zordu onu okumak... Bitmedi, anlamadık elimizden fırlatıp attık, bizi aşmıştı... Yorucuydu ve zordu... Ama hatırla Sofie posta kutusunda "Kimsin sen?" yazan bir not bulmuştu. Bu soruyla harekete geçmiş sorulara yanıtları bulmuştu...
Şimdi soruyorum sana "Kimsin sen?"
İlgini çekiyorsa bilgili ve eğitimli bir köle olmaksa temelde niyet, o halde aşağıda yazan paragrafa dikkat etmelisin.
Der ki;
Kişilerarası ilişkilerde insanın sahip olduğu onur bir yana bırakıldığında, ortaya çıkan yeni ilke kendi yararını koruma sonuna kadar götürülecek olursa; zorunlu olarak "sadizm"e varılır. Yani insandaki insansal olan tek şey doğaysa, doğrudan doğa nedenselliği insan türünün yapıp etmelerini belirliyorsa, insan olmak cani olmayı da beraberinde doğal olarak taşır.
Sodom'un 120 Günü, BDSM'ye giriş olarak kabul ettiğim, insan zihnini kanırtan bir eser.
Önemli olan şu; Kendini orada yaşatman değil, okudukça içinde uyananlar yada solanlar, ürpertin, kanının çekilişini hissetmen...
Şükretmen gerektiğini bir kez daha anlaman! Ya Sodom'da olsaydın!?
Hatırlar mısın, lise yıllarında tanıştık felsefe kavramıyla ve felsefeye giriş olarak kabul edilen bir sınavdı okumamız istenilen Sofie'nin Dünyası... Ne kadar zordu onu okumak... Bitmedi, anlamadık elimizden fırlatıp attık, bizi aşmıştı... Yorucuydu ve zordu... Ama hatırla Sofie posta kutusunda "Kimsin sen?" yazan bir not bulmuştu. Bu soruyla harekete geçmiş sorulara yanıtları bulmuştu...
Şimdi soruyorum sana "Kimsin sen?"
Mumlar
Bak!
Ne hissettiriyor sana?
Ne kadar güzel, bir o kadar seksi, kışkırtıcı ve ürpertici değil mi? Ensenden başlayarak kürek kemiklerinin arasından omurganı takip ederek yuvarlanıp orada donarak sonlanan... Işığında parlayan çeliklerin her irkildiğinde çıkardığı ses ve senden habersiz dudaklarına geçen dişlerin... Ne hissettiriyor sana?
Karanlığın içinde karanlığı aydınlatan karanlık mumlar! Siyah mumlar!
Ne hissettiriyor sana?
Ne kadar güzel, bir o kadar seksi, kışkırtıcı ve ürpertici değil mi? Ensenden başlayarak kürek kemiklerinin arasından omurganı takip ederek yuvarlanıp orada donarak sonlanan... Işığında parlayan çeliklerin her irkildiğinde çıkardığı ses ve senden habersiz dudaklarına geçen dişlerin... Ne hissettiriyor sana?
Hoşgeldin
Hoş geldin,
Geç otur rahat ol. Bu sadece bir tanışma. Yak sigaranı...
Buraya kadar geldiysen aynı çemberin içerisindesin demektir.
Meraklı gözler ile okuyorsun biliyorum, görüyorum, bende seni izliyorum.
Hakkımda benim vereceğim ölçüde bilgi sahibi olacaksın elbette. Elbette ip uçlarım...
Gün itibariyle 33 yaşında olduğum, saklamaya değer bir bilgi değil... Ancak bu bilgiyi veriyor olmamın sebebi, evrimini tamamlamış, kendini arayışın sonuna gelmiş, ne istediğini bilir deneme yanılmalarla tecrübelerini sabitleşmiş yetişkin bir kadın olduğumdur. 30'lu yaşların ve dişiliğin hazzını yaşayan bir kadın üstelik. Sanırım anlamışsındır.
İstanbul'da doğmuş yetişmiş ruhu Egeli bir kadın. Çevresinde keyif kadını olarak nitelendirilen buna örneğin rakı ve balık zaafı olan bir kadın. İstanbul gibi bir yanı Beyoğlu, bir yanı Cihangir, bir yanı Adalar... Sanırım buradan tarzı tavrı hakkında fikir edinebilirsin.
Bu zamana kadar neredeydim?
Aslında hep buradaydım, etrafındaydım, yanında, ensende soluyordum. Yanımdan geçip giderdin sokakta, yanındaki masada otururdum bir meyanede, yada bir konserde eğlenirken çarptığın kadındım. Sen denizden çıkarken uzandığı şezlogta güneş gözlüklerinin ardından seni süzen, iş hayatında herhangi bir konuda iş için telefon ile konuştuğun o kadın. Markette sen kozmetik reyonunda kendine şampuan alırken iki adım ötede vücut yağlarının kremlerin vazelinlerin kokularını elinin üzerinde deneyen kadın. Arabayla bir yoldan geçerken geçmesine izin vermediğin bir yaya, metroda yer vermediğin ayakta karşında duran o kadın. Ve sen bu yazıyı okurken o, belki, karanlığın içinde ellerinde ki siyah mumlar ile önünde dizlerinin üzerinde oturmuş aciziyetin, bileklerindeki zincirlerin ve boynundaki tasmanın çeliklerinin ışıldayışını izliyor, ürperti içerisinde ki kulun gözlerinin ta içine bakıyordur. Kim bilir.
Uzun zamanlardan bu yana dolaştığın odalarda izliyorum seni, uzaktan bakan gözlerinde kurt bakışlarıyla sabitlenmiş bir çift göz gibi... Hırsımdan eriyor dokunuğum demirler!
Deneme Yanılmalarla geçen uzun bir yoldur bu. Kimisi sandığı kişi olmadığını fark eder bırakır kendini gider. Kimisi ise pişer.
Neler geçti senin başından bilemem ama başımdan neler geçti anlatacağım yavaş yavaş. Neler yaşadım, neler gördüm, neler dinledim... Anlatacağım başka bir paylaşımda...
Ailenin asi, ilişkilerin agresif, seksin aktif kızı, yıllar içerisinde bir dominanta dönüştü diye düşünüyorsun belki. Hayır. Herkesden çok kendini dinledi, anladı kendi dersini çalıştı ve kendinden mezun.
Hakkında netleşen gerçek; fetiş kıyafetler, deriler, yüksek topuklar ve aksesuarlarla Domme olunmadığıdır.(Onlar sadece renk!)
Domme olunmaz, doğulur ve bu, tanrının köle/slave olarak doğanlara armağanı olduğudur. Evet ben senin için yaratılmış bir gerçeğim. Ve sen bunun için her an şükretmelisin!
Var oluşumuz senkronize... Belki soruyorsundur kendine, ben neden böyleyim diye... Düşünme sen benim için yaratıldın... İşte doğal denge!
Sana düşen sana doğumunla birlikte bahşedilen bu yapıyı, karakteri, yeteneklerini izlemek... Kendini izlemek... Ve gerçek anlamda hazır olduğunu hissettiğinde bir adım öne çıkmak, kendini göstermektir.
Görüşmek üzere...
Geç otur rahat ol. Bu sadece bir tanışma. Yak sigaranı...
Buraya kadar geldiysen aynı çemberin içerisindesin demektir.
Meraklı gözler ile okuyorsun biliyorum, görüyorum, bende seni izliyorum.
Hakkımda benim vereceğim ölçüde bilgi sahibi olacaksın elbette. Elbette ip uçlarım...
Gün itibariyle 33 yaşında olduğum, saklamaya değer bir bilgi değil... Ancak bu bilgiyi veriyor olmamın sebebi, evrimini tamamlamış, kendini arayışın sonuna gelmiş, ne istediğini bilir deneme yanılmalarla tecrübelerini sabitleşmiş yetişkin bir kadın olduğumdur. 30'lu yaşların ve dişiliğin hazzını yaşayan bir kadın üstelik. Sanırım anlamışsındır.
İstanbul'da doğmuş yetişmiş ruhu Egeli bir kadın. Çevresinde keyif kadını olarak nitelendirilen buna örneğin rakı ve balık zaafı olan bir kadın. İstanbul gibi bir yanı Beyoğlu, bir yanı Cihangir, bir yanı Adalar... Sanırım buradan tarzı tavrı hakkında fikir edinebilirsin.
Bu zamana kadar neredeydim?
Aslında hep buradaydım, etrafındaydım, yanında, ensende soluyordum. Yanımdan geçip giderdin sokakta, yanındaki masada otururdum bir meyanede, yada bir konserde eğlenirken çarptığın kadındım. Sen denizden çıkarken uzandığı şezlogta güneş gözlüklerinin ardından seni süzen, iş hayatında herhangi bir konuda iş için telefon ile konuştuğun o kadın. Markette sen kozmetik reyonunda kendine şampuan alırken iki adım ötede vücut yağlarının kremlerin vazelinlerin kokularını elinin üzerinde deneyen kadın. Arabayla bir yoldan geçerken geçmesine izin vermediğin bir yaya, metroda yer vermediğin ayakta karşında duran o kadın. Ve sen bu yazıyı okurken o, belki, karanlığın içinde ellerinde ki siyah mumlar ile önünde dizlerinin üzerinde oturmuş aciziyetin, bileklerindeki zincirlerin ve boynundaki tasmanın çeliklerinin ışıldayışını izliyor, ürperti içerisinde ki kulun gözlerinin ta içine bakıyordur. Kim bilir.
Uzun zamanlardan bu yana dolaştığın odalarda izliyorum seni, uzaktan bakan gözlerinde kurt bakışlarıyla sabitlenmiş bir çift göz gibi... Hırsımdan eriyor dokunuğum demirler!
Deneme Yanılmalarla geçen uzun bir yoldur bu. Kimisi sandığı kişi olmadığını fark eder bırakır kendini gider. Kimisi ise pişer.
Neler geçti senin başından bilemem ama başımdan neler geçti anlatacağım yavaş yavaş. Neler yaşadım, neler gördüm, neler dinledim... Anlatacağım başka bir paylaşımda...
Ailenin asi, ilişkilerin agresif, seksin aktif kızı, yıllar içerisinde bir dominanta dönüştü diye düşünüyorsun belki. Hayır. Herkesden çok kendini dinledi, anladı kendi dersini çalıştı ve kendinden mezun.
Hakkında netleşen gerçek; fetiş kıyafetler, deriler, yüksek topuklar ve aksesuarlarla Domme olunmadığıdır.(Onlar sadece renk!)
Domme olunmaz, doğulur ve bu, tanrının köle/slave olarak doğanlara armağanı olduğudur. Evet ben senin için yaratılmış bir gerçeğim. Ve sen bunun için her an şükretmelisin!
Var oluşumuz senkronize... Belki soruyorsundur kendine, ben neden böyleyim diye... Düşünme sen benim için yaratıldın... İşte doğal denge!
Sana düşen sana doğumunla birlikte bahşedilen bu yapıyı, karakteri, yeteneklerini izlemek... Kendini izlemek... Ve gerçek anlamda hazır olduğunu hissettiğinde bir adım öne çıkmak, kendini göstermektir.
Görüşmek üzere...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)

